Önceliğimizin sağlık olduğu söyleminin, covid-19 salgını sebebi ile yüzde yüz gerçek olduğu bu zamanda,

sağlıklı olduğumuz günlerde; unuttuklarımız, önemsiz kıldıklarımız...

Hayatımızda öyle zamanlar vardır ki,

keşke dediğimiz zamanlar,

yani iş işten geçtikten sonra

bir şeylerin kıymetini anladığımız zamanlar.

Covid-19 ile büyük sınavdan geçtiğimiz,

salgına yakalanmasak dahi psikolojik olarak sağlığımızı kaybettiğimiz,

buhrana ve bunalıma girdiğimiz bir dönemden geçmekteyiz.

Bazen göz ile göremediğimiz,

el ile tutamadığımız,

varlığını bildiğimiz

ama tam olarak tanıyıp bilmediğimiz şeylerin

iyi ya da kötü tüm güçleri ve dengeleri sarstığını,

hiçe saydığını,

karşısında aciz ve çaresiz bıraktığı

bizler!

Hakikatin ne olduğunu anlamadığımız sürece

insan tasvirinden çıkıp

bir makinayı çalıştıran, bir parça şekline gelerek yaşamımızı sürdürür hale geleceğiz.

Bu demek oluyor ki

biz insanlar,

zaman içerisinde en çok sevdiğimiz şeye dönüşüyoruz.

Bu zamanda en çok sevdiğimiz ne dersek;

Uğruna evlatlarımızı bakıcılara teslim ettiğimiz,

anne ve babalarımızı huzur evlerine bıraktığımız,

kardeşlerimizi,

akrabalarımız,

arkadaşlarımızı unutturan.

Fakir,

zengin,

lüks gibi

pahalı ucuz gibi kelimelerin türemesini sağlayan.

Olmadığında yok sayıldığımız şeyin adı;

PARA!

Peki para,

sebep midir?  

sonuç mudur?

Bana sorarsanız,

bazen sebep, bazen sonuçtur.

Varlık mıdır?

yokluk mudur?

Hem varlıktır, hem yokluktur.

İşte böyle bir şeyin varlığıyla yokluğuyla yaşamakta olduğumuz bir dünya.

Dünyanın güneşin etrafnda döndüğü gibi paranın etrafından dönüyoruz.

Peki para..

BİR EMEĞİN KAĞIT ÜZERİNE YAZILAN KARŞILIĞI, AKIL VE ALIN TERİNİN MÜREKKEBİ MİDİR?