Çin’de ticaret risklerini, dolandırılan, yanlış işlemlere kurban olan iş adamlarını gelecek yazılara erteleyerek, Türkiye ve Çin gerçeklerine bir göz atalım istedim. Farklı bir yolculuğa çıkarayım istiyorum yazdıklarımın ulaşabildiği kadar olan Türk halkına. Benim çok siyasi bilgim yoktur bu konuda bir iddiam yok asla. Ama! Bir Türk kızı olarak olması gerekirdi diye de yazabilirim diye düşündüm. Türk devleti iyi veya kotu benim devletimdir ve ülkemin başında kim olursa olsun hepimizi temsil edendir. Kendi içimde eleştirsem de, asla yabancı organizasyon veya arkadaş toplantılarında toz kondurmam. Ülkeme, devletime ve Türk insanına! Belirtmek istedim… Çin ve Türkiye’yi neden karşılaştırıyoruz Türkiye'den çok büyük ve kalabalık bir ülke diyebilirsiniz. Ama Çin’in Türkiye ile düşünemediğiniz kadar ortak noktaları ve birlikte bir tarihi vardır. Tabii her detay ayrı bir yazıdır ve gelecekte paylaşmaya çalışacağım fırsat buldukça.

Şimdi birlikte Çin ve Türkiye gerçeklerinden birine üstünden bir göz atalım.

Demiryollarını bu yazımda dikkat çekmek istedim. Hepimiz ulaşımın ülkeye sağladıkları ve sağlayabilecekleri konusunda sanırım yeterince bilgiye sahip olduğumuzu düşünüyorum. Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu) Dünya’da ilklerden olan bir ülke demir yolu inşaatına başlayan. Ama bu gün en gerilerde yerini alanlardan…

Türkiye'de demiryolu

Dünyada ilk kez 1825 yılında İngiltere’de başlayan demiryolu ulaşımının, toprakları 3 kıtaya yayılan OSMANLI İMPARATORLUĞU’na girişi diğer ülkelerden birçok ülkeye göre çok erken olan bir devlettir. Araştırmalarıma göre ilk demir yolu 1856 yılında inşası başlamıştır. İlk demir yolunun uzunluğu 130 km’dir ve biz 159 yıl sonra bugün 8.619 km DEMİRYOLU’na sahibiz. Şaka gibi geliyor insana 159 yıldır demiryollarında geldiğimiz nokta sadece bir kaç bin km’dir. Mutlaka Türkiye bu yıllarda çok zor şartlarda kalmış, birçok ülke ile savaşmış veya sorunlar ile karşılaşmış olabilir ama bu bahane olamaz gibi geliyor bana. Neden? Çin’in de tarihini ve kaldığı zor durumları yazmak gerekirdi belki ama yazımın çok uzun olacağından ve konununda dışına çıkacağından burada noktalıyorum. Hızlı tren Türkiye’ye geçtiğimiz yıllarda girdi ve km uzunluğu 888 km’dir. Tabii artmaya devam ediyor.

Çin'de demiryolu

Çin ilk demiryolu inşasına Çin hanedanlığı döneminde 1904 yılında yapılmaya başlamıştır. İlk demiryolunun uzunluğu 18760 km’dir. Bu Çin’in Türkiye’den 48 yıl sonra demiryolu inşasına başladığını gösteriyor. 48 yıl gerimizden gelen ve yine Türkiye gibi birçok siyasi problemler, savaşlar, dahası buyuk bir açlık mücadelesi veren bir ülke Çin. Bugün Çin toplamda 103.144 km demir yoluna sahip ve giderek artıyor. Hızlı trene 2008 yılında geçiş yapan ve hızı normalde 350 km olan bu hızlı trenler, geçtiğimiz yıllardaki kaza nedeni ile trenlerin hızını 250 km olarak sınırlandırmıştır. Bugün Çin’de hızlı tren 16.000 km uzunluğundadır.

Transparent Skytrain! Şeffaf Gökyüzü Treni!

Çin devletinin Shanghai’da tanıtmaya hazırladığı transparent sky train XINMIN, hızı 30 km olacak olan bu tren oldukça dekoratif görüntüsü ile de insanların büyük ilgisini topluyor.

Peki, biz neden kaybediyoruz?

Aslında birçok örnek vermek isterdim ama yazım kitap haline dönüşmeden gelecek yazılara bölmeye karar verdim. Evet ne olmalıydı da Türkiye daha iyi olabilirdi benim gözümde? Başlarda yazdığım gibi çok siyasi bakamıyorum ben daha duygusal yaklaşıyorum vatandaş olarak ve kızıyorum bazen ülkeme. Tarihim ile övünüyorum. Bugünkü Türkiye ile de öyle her hali ile ama! Türk insani ne kaybetmişse merhametinden, yenilikleri takip etmemesinden, devlet teşvikleri ile tatile gidip ülkesine ve kendisine yararlı fabrikalar kurmamasından, devlet haklı haklı devleti sömürmek istemesinden, teknolojiyi satın alıp üretememizden, korunma düşüncesini kendine kişisel düşünmesinden, halkın bilinçsiz, eğitimsiz olmasından, dış dünyayı az bilmesinden, herkesi dost görmek istemesinden (kendi içinde yaşayanlar da dahil), vatan severliği askerlik, askeriye olarak sınırlandırmasından, çok taviz vermesinden, hayır kelimesini az kullandığından, devlet şirketlerinin gücünün düşük olmasından ve olan güçlüleri; de satmasından, güven sağlanmamasından, iç politikasında kesin kararlar almayan veya alamamasından, her liderin geleceği değil başta olduğu anı düşünerek hareket etmesinden, hal olarak başka devletleri komünist, veya birçok kötü kelime ile eleştirirken ülkesini düşünmemesinden, halkın evlatlarını yetiştirirken ülkeye yararlı olması için bilinçlendirmemesinden, ailelerin eğitime önem vermemesinden, halkın her şeyi ana devletten bekleyip şehir belediyelerini görmemesinden, halk olarak ne istediğimizi bilememizden, içinde olduğumuz oyunun kurallarını bilmememizden, kuralları başkasının yazmasına izin vermemizden, halkın BEN! Olmasından, öfkeyle kalkıp zararla oturmamızdan, geçmişte yaşamamızdan, BEYİN SAVAŞINI fark edememizden, tarihimizi tarihi yerlerimizi yeterince turizme kazandıramamızdan, kendimi yeterince DÜNYA’ ya tanıtamamızdan, kendimizi ticari anlamda pazarlayamamızdan, net çizgi çizemememizden, dedimya KISACA İYİ NİYET VE UYUMAYA DEVAM ETMEMİZ’den kaybediyoruz.

Şehir belediyelerininde bulundukları şehirleri geliştirmeli. İstanbul ve birkaç büyük şehir dışında KÖY konumundayız bilmem farkında mıyız? Çin’de her yerel devlet bir diğer şehri geçmek için metrolarına metro hattı ekliyor, hastaneler, yollar, okullar yapılıyor. Biz alışmışız her sorun olmayan küçük sorunları büyüterek ÇANKAYA’ nın kapısına dayanmaya. Aslında yıllar öncesinden gelen eksikliğin getirdiği eksikliği yaşıyoruz. Yeni kurulan bir ülkenin sistemi oturmadan aramızdan ayrılan Mustafa Kemal Atatürk’ün sistemini ve yapmak istediklerini yeterince anlamayan liderlerimiz olmuş belli ki biz hiç yol kat etmeden yıllar devirmişiz ve arkamızdan gelen ülkelerin gerisinde kalmaya mahkum olmuşuz. İyi ki güçlü tarihimiz var ki biraz övünebiliyoruz. Ama unutmayalım BİLEK GÜCÜ'nün çoooooook yıllar öncesinde kaldığının ve savaşın masada çoktan başladığını aklımızda tutmalıyız.

SİZCE YANLIŞ NEREDE?

Ayşe DOĞANGÜNEŞ

SHANGHAI